ANA SAYFA| HAKKIMIZDA| YAZARLARIMIZ| BASINDA YORDAM| ABONELİK| BİZE ULAŞIN
Yeni Çıkanlar
Kuram
Siyaset
Anı - Biyografi
Felsefe
Tarih
İktisat
Edebiyat
Emek Tarihi
Kadın
Çevre
Medya
Cep Kitaplığı
Manga / Çizgi
Bütün Kitaplar
Yayın Listesi
Kılavuz
İttifak Kartları
Varlık/Borç Kartları

KİTAP ARAMA





GİRİŞ

E-mail:

Parola:



Edebiyat << 1 2 3 4 5 6 7 8 9 >>
Temmuz İçin Yaralı Semah
Kemal ÖZER
'Yaşanan'a tanıklığı şiirinin odağına yerleştiren Kemal Özer, bu tutumunu Temmuz İçin Yaralı Semah'ta da sürdürüyor. 2 Temmuz 1993 Sivas yangınında 'yaşanan'lara şiirlerle bakıyor. Yangının yol açtığı ölümleri, ölümlerin yol açtığı duyguları, tepkileri, acıları, dramları görünür kılmayı amaçlayan bu şiirler, bir tanıklığın tutanağı olduğu kadar, 'yolun sona erdiği yerde yeniden yola çıkan'ı da içinde barındırıyor. Suçun üstüne gitmeye yönelen bir yürüyüşle döne döne, tıpkı semah gibi.
Temmuz İçin Yaralı Semah, gömülmek istenene, unutturulmak istenene karşı bir suçüstü...
Papa'ya Komplo
Valeska von Roques
Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın 13 Mayıs 1981 günü Roma'nın Sen Piyer alanında Papa II. Jean Paul'e düzenlediği suikastın üzerinden uzun yıllar geçti.
Ağca yakalanmış olsa da olay gizemini korudu. Bir milyar Katoliğin ruhani liderine, Vatikan'ın en yetkili kişisine neden suikast düzenlenmişti?
Ağca'yı kimler yönlendirmişti, başka suç ortakları var mıydı, olaya hangi gizli servislerin parmağı karışmıştı?..
Dünya kamuoyu, suikastın Sovyetler Birliği Gizli Servisi KGB'nin başı altından çıkmış olduğuna inandırılmak istenmişti.
Batı'nın propagandasına göre Bulgar Gizli Servisi, Sovyetler'in kuklasıydı; aşırı sağcı Türk terörist Ağca da olayda maşa olarak...
Genç Kız ve Ölüm
Aysel ÖZAKIN
Roman içinde bir roman... Toplumsal baskı ve eşitsizliklerden fazlasıyla nasiplenen ülkemiz kadınının kendisini ve toplumu anlama, hakiki olabilme çabası.
Ödül almak için İstanbul'dan Ankara'ya doğru yola çıkan yazar Nuray İlkin, yıllar önce canına kıymış Cumhuriyet kuşağının idealist bir öğretmeni olan annesinin anıları, politik eylemci kızı için duyduğu endişe ve bir süre önce terk ettiği kocasına karşı hissettiği suçluluk duyguları arasında bocalarken hem toplumu hem de kendisini anlamaya çalışır.
Ankara'da karşılaştığı umulmadık durumlar ise duygularında ve düşüncelerinde değişikliklere yol açar Nuray'ın.
1970'lerin ikinci yarısının toplumsal ve politik ortamını da...
Alinin Biri
Fahri ERDİNÇ
Fahri Erdinç (1917-1986), Türk edebiyatının toplumcu gerçekçi geleneğinden geliyor.
40 Kuşağı olarak anılan edebiyatçılar arasında, sanat yaşamı Sabahattin Ali ve Nâzım Hikmet'le usta-çırak ilişkisi içinde gelişen, öykü ve roman alanında verdiği ürünlerle edebiyat tarihimizde iz bırakan yazarlardan.
Aynı zamanda, sanatsal kimliğine, yurt dışında sürgün yaşamı boyunca siyasal çalışmalarıyla yeni boyutlar ekleyen bir yazgı adamı.
Alinin Biri romanında Fahri Erdinç, Türkiye tarihinden önemli ve anlamlı bir kesit sunuyor. Bu kesitin sunuluşunda, Ulusal Kurtuluş Savaşı'yla kurulan ülkenin tarihsel gelişimi içindeki bir gerçeklik, emekçi köylünün toprak özlemi öne çıkıyor.
Alinin...
Mektuplaşmalar
Stefan ZWEIG
Bu kitapta Stefan Zweig ile karısı Friderike arasındaki mektuplaşmalardan zengin bir seçki sunuluyor.
Stefan Zweigin 1912 yılında tanışıp 1920'de evlendiği Friderike'nin Stefan Zweig üzerinde etkisi büyüktü; dünyaca ünlü bir yazar olmasında, gerek yaşamı boyunca, gerekse ölümünden sonra büyük rol oynadı. Çiftin çeyrek yüzyıldan uzun süren beraberliğinde Stefan Zweig sık sık yolculuklara çıkıyor, gittiği her yerden Friderike'ye mektuplar yolluyordu. Eşi de ona uzun uzun yanıtlar veriyordu. Almanca orijinali 2006 yılında yayınlanan bu kitapta 30 yıllık inişli çıkışlı ilişki boyunca karşılıklı olarak yazılmış 1220 mektup arasından özenle seçilmiş 300'den fazla mektuba yer...
Aydınlık
Henri BARBUSSE
"Aydınlık", ünlü Fransız yazarı Henri Barbusse'ün, kişisel serüveninden de izler taşıyan romanı.
Fransız milliyetçiliğine ve genel olarak her türlü şovenizme keskin eleştiriler yönelten yazar, sistemin alt kademelerinde, yalıtılmış bir hayat süren küçük burjuva bir fabrika memurunun zihinsel aydınlanma sürecini anlatır.
'Savaş', 'kahramanlık', 'vatanseverlik' gibi kavramlarla cepheye sürülen yığınların kendi öz çıkarlarından nasıl uzaklaştırıldığını, cephede birbirini boğazlamak zorunda bırakılan her ulustan insanların aslında nasıl da birbirine benzediğini ve insanlığın kurtuluşunun da bu benzerlikten doğacak kardeşlik üzerinden gerçekleşebileceğini çarpıcı bir dille anlatıyor....
Alnında Mavi Kuşlar
Aysel ÖZAKIN
Çok değil, bundan 30 yıl önce yaşananlar, edebiyatımızda ne kadar yer bulabildi? 1970'li yılların Türkiye'sinde toplumsal mücadelelerin içinden geçenler, edebiyatımıza birçok katkı sundu ama o günleri gerçekten ne kadar anlatabildi?
1 Mayıs 1977'de Taksim'de yaşanan katliamın sonrasında, Aysel Özakın'ın kaleme aldığı "Alnında Mavi Kuşlar" Türk edebiyatının o döneme ve olaylara yönelen romanları arasında, hâlâ biricik yerini koruyor.
Olayların kenarında kalanlar, yakınları alanlara çıktığı için telaş duyanlar, alanları dolduranlar, alanlardan kaçanlar, Kazancı'ya sıkışanlar, direnenler, ölenler, yaşayanlar... Bunaldığı taşra ortamından özgürlük ve sanatsal duyarlık kaynağı olarak...
Kardeş Evi
Fahri ERDİNÇ
Kardeş Evi romanı, Fahri Erdinç'in yazgı adamlığı kimliğine giden yolda, önemli bir başka kesit. Daha önce Acı Lokma romanıyla sunduğu 30 yıllık yaşam dilimine, Kardeş Evi romanında, yurt dışına çıktıktan sonraki 20 yıllık bir yaşam dilimini daha eklemiş oluyor.
Ama yaşamöyküsünün bu kesimi dile gelirken, kaldığı yerden gelişimini sürdüren sanatsal ve siyasal bir kimlik onun yalnız kendi yaşamına özgü ayrıntılarla sergilenmiş olmuyor, kişisel oluşumunun yanı sıra, bir yandan da Soğuk Savaş koşulları içindeki bir dünyanın yansımalarına, bu koşullarla birlikte yeni kurulmakta olan sosyalist bir toplumun sorunlarına tanıklık etmemizi sağlıyor. Dil ve anlatım...
Batı Diye Diye
Daniela DAHN
İki Almanya'nın birleştirilmesinin yüzeyde yarattığı şamata çoktan bitti; şimdilerde dipten yükselen hayal kırıklığı konuşuluyor. Doğu Almanya'nın eski yurttaşları yeni düzeni kabullenmekte zorlanıyor ve hoştnutsuzluklarını artık gizlemiyorlar. Batılılar "doğu inadı" adını veriyorlar buna. Onlara kalırsa, "geçmişin hesabını görme işini bloke eden, geçmişte olanları nostalji ile güzelleştiren ve böylece merakı ve açıklığı engelleyen bir aldatma manevrası" ile karşı karşıyalar. Ne var ki geçmişin hesabını vermeye, pişmanlık duymaya ve itiraf etmeye zorlananlar sadece Doğulular. Batı yargıçları çıkarıyor, Doğu ise sanıkları. Batı, son olanağına dek verdiğini söylüyor. Doğu ise elinde avucunda...
Edebi Portreler
Maksim GORKİY
Nâzım Hikmet'e, "Lenin'i anlamak demek inkılâbı Lenin gibi anlamak demektir" dizesini yazdıracak tartışma Maksim Gorkiy ile Lenin arasında geçiyordu. Bu tartışma neydi? Gorkiy, Dostoyevskiy'nin "Budala"sının sahnelenmesine neden karşı çıkmıştı? Tolstoy Dostoyevskiy'i neden okunamaz buluyordu? Bu ve daha pek çok sorunun yanıtını içeren kitapta Gorkiy'nin, döneminin edebiyat devleri hakkındaki değerlendirmeleri bir araya getiriliyor: Tolstoy, Dostoyevskiy, Çehov, Puşkin, Balzac, Anatole France, Knut Hamsun, Mark Twain, Paul Verlaine, Romain Rolland, Leonid Andreyev, Aleksandr Blok, Sergey Yesenin, Prişvin'e ilişkin canlıı betimlemeler, çarpıcı değerlendirmeler, ilginç...
Edebiyat << 1 2 3 4 5 6 7 8 9 >>

Website Security Test