ANA SAYFA| HAKKIMIZDA| YAZARLARIMIZ| BASINDA YORDAM| ABONELİK| BİZE ULAŞIN
Yeni Çıkanlar
Kuram
Siyaset
Anı - Biyografi
Felsefe
Tarih
İktisat
Edebiyat
Emek Tarihi
Kadın
Çevre
Medya
Cep Kitaplığı
Manga / Çizgi
Bütün Kitaplar
Yayın Listesi
Kılavuz
İttifak Kartları
Varlık/Borç Kartları

KİTAP ARAMA





GİRİŞ

E-mail:

Parola:



Kadın
Marx'tan Yeniden Doğmak
Himani BANNERJI
Himani Bannerji, yetmiş yaşlarında, Hintli bir kadın sosyolog. Üçüncü Dünyalı bilge yüzü, bizim için çok tanıdık. Hindistan’da, Bengal’de en iyi sömürge okullarında okuduktan sonra Batı’yla tanışmaya gidince, kendisine belletilen evrensel eşit insanlık inanışının tam bir masal olduğunu, Beyaz ve erkek olmadıkça Batı’da tam insan sayılmadığını acı bir biçimde keşfediyor. Büyüklüğü de işte tam o anda başlıyor. Çünkü boyun eğeceğine, kendisine en uygun yoldan gidip ‘acıyı devrimci kuram eyliyor’. Böylece de karşımıza, Marksizmle feminizmi, ama Beyaz/burjuva değil ezilmişlerin feminizmini kaynaştıran müthiş bir kuramsal bakışla çıkıyor. Bu kitaptaki denemeler işte bu bakışın ürünü. Hepsi...
Kadının Görünmeyen Emeği
Gülnur ACAR SAVRAN, Nesrin TURA DEMİRYONTAN
Kadınların ezilmesinin maddeci bir tahlilini geliştirmek, maddeci bir feminizmin temellerini araştırmak. Bunun için de kadınları tâbi kılan somut pratiği, kadınlarla erkekler arasındaki nesnel, maddi çıkar çatışkısını ortaya koymak; kadınların harcadıkları emeği görünmez olmaktan kurtarıp adını koymak. İşte 1970’lerde Batılı feministlerin uğraştıkları en temel sorunlardan biri buydu. Elinizdeki derleme, maddeci bir feminizm sorunsalı çerçevesindeki tartışmalardan bazı örnekler sunuyor. Bu makalelerde, erkek egemenliğinin tarihsel kökenleri, özgül bir üretim tarzı olarak patriyarka, ev emeği, patriyarka ve kapitalizm ilişkisi ele alınıyor, Marksist bir feminizmin olanakları ve koşullarını...
Komün'ün Asi Kadınları
Gay L. GULLICKSON
Gay L. Gullickson, canlı bir dille yazılmış ve resimlerle zenginleştirilmiş bu kitapta, Paris Komünü olarak bilinen başkaldırının bir parçası olan kadınların nasıl temsil edildiğini inceliyor. Bu isyanla ve onun Fransız ordusunca kanlı biçimde bastırılması ile ilgili hararetli tartışmalar bugün de modern tarihçiler arasında devam ediyor. Özellikle kadınların Paris Komünü’nde oynadığı rol hakkında birbirinden çok farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Paris’i sarsan çalkantının tam ortasında basın, kadınları acımasızlıkları ve öfkeleriyle öne çıkarmıştı. Örneğin Paris-Journal adlı gazete şöyle ateş püskürüyordu: “Âdeta çıldırmışlardı. İnsan onları dağınık saçlarıyla, askerlerin üzerine...
Oburluk Çağı
Yıldız SİLİER
Yaşadığımız çağın çelişkilerini yansıtan bir resim: sürekli sıkılan ve yeni oyuncaklar talep eden obur büyükler ile hiç oyuncağı olmayan, zamanından önce büyümüş aç çocuklar. Aynı dünyada bambaşka hayatlar; vitrindekiler ve çöplüktekiler... Bu resim, Oburluk Çağı’nın hareket noktası. Yıldız Silier, geniş bir okur kitlesinin beğenisini kazanan Özgürlük Yanılsaması’ndan sonra, okurların karşısına yine çok ilginç bir kitapla çıkıyor. Silier, edebiyatın olanaklarıyla beslenen, sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı kitapta, önce Kafka’nın bir öyküsünden yola çıkarak, otoriteye itaatin nedenlerine, özgürlüğü engelleyen içsel korkulara değiniyor, “hayatın anlamı”na dair soruları ele alıyor....
Kadınlar ve Sosyalizm
Sharon SMITH
Amerikalı sosyalist yazar Sharon Smith, Kadınlar ve Sosyalizm kitabında kadın sorununun sınıf, ideoloji ve dinle ilişkisini sade ve akıcı bir dille ele alıyor. Kürtaj hakkı, kadın ve erkeklere eşit ücret, ev içinde iş bölümü gibi kadın hareketlerinin ilk filizlendiği dönemlerden bu yana kadın hareketinin temel gündemini oluşturan konuları Marksist bir yaklaşımla inceliyor. Yanı sıra, kürtaj, türban, din ve kadın gibi konulara da eğiliyor. Kadın hareketinin gündemleri kadar kendisini de eleştirel bir şekilde ele alan yazar, feminizmin 1960’lardan itibaren nasıl sağa kaymaya başladığını, hem kuramsal üretimlerinden hem de kadın haklarıyla ilgili konularda sergiledikleri tutumlarından...
Rosa Luxemburg
Annelies LASCHITZA
Bu kitap, henüz lisedeyken yazdığı bir şiirde “bütün dertleri tokların vicdanına yüklemek istiyorum” diyen bir devrimcinin, doktor unvanlı bir iktisatçının, bir botanik ve edebiyat düşkününün, bir yazar ve militanın yaşamöyküsüdür. Polonyalı bir Yahudi ailesinden gelen Rosa Luxemburg, Birinci Dünya Savaşı ertesi Almanya’yı sarsan devrimci ayaklanmanın önde gelen figürlerinden biri oldu. Polonya sosyal demokrasisindeki ulusalcı eğilimlere, Almanya sosyal demokrasisi içindeki sosyal reformizme karşı tavizsiz mücadelesiyle öne çıktı. Birinci Dünya Savaşı’ndaki II. Enternasyonal ihanetine ve “vatan savunması” yalanlarına karşı, işçi sınıfını emperyalist savaşa karşı örgütlemeye çalıştı....

Website Security Test