| Basında Yordam Kitap | 1 2 3 4 5 6 7 8 >> |
| Ekonomiye örgütlü siyasal müdahale |
| Oktar TÜREL |
| Neoliberal felsefenin toplumsal hak ve güvenceleri aşındırma saldırısına karşı emekçi ve aydınların tepkisi, 'uygulanabilir alternatifler' üretmekten önce, durumun emekçiler açısından daha da kötüye gitmesini engellemeye çalışmak oldu. Prof. Ayşe Buğra, Radikal İki'deki (10.08.2008) yazısında Bağımsız Sosyal Bilimciler'in (BSB) Mayıs 2008'de Yordam Kitap tarafından yayımlanan 2008 Kavşağında Türkiye: Siyaset, İktisat ve Toplum başlıklı incelemesinin üç noktasına değiniyor. Bunlardan... |
| devamı... |
| Türkiye Ekonomisinin Fotoğrafı |
| Ali MERT |
| Ekonomi "gayet istikrarlı ve uyumlu bir biçimde sürekli iyiye giderken", bazı felaket tellâlları ortalığa çıkıp, aslında gizliden gizliye bir krizin tırmanmakta olduğunu söyleyip duruyorlar. Oyun bozan bunlar: Söylemekle yetinmiyor, bir de bunu temellendiriyor, bilimsel dayanaklarını ortaya koyuyor, istatistiki verilerini sergiliyor, toplum ve siyasetle bağlantılarını kuruyorlar. Üstelik bu bağlantı ve sergilemeleri, öyle "çok derinlerde işleyen, o yüzden de herkesin görüp değerlendiremeyeceği"... |
| devamı... |
| Sınıftan Kaçamamak |
| Ali ŞİMŞEK |
| Taraf ve Radikal İki'de hareretle küreselleşmenin 'mucizevi' karışımlarından sol liberalizm (ya da liberal sol) merkezli bir tartışma devam ediyor. Başta Sungur Savran olmak üzere, 90'lı yıllardan günümüze 'sessizlik suikastıyla' karşılaşan sol liberalizm eleştirisinin, çok yüzeysel olsa da karşılık bulması düşündürücü. Lambadan cin çıktı sonunda! Neoliberalizmin en ilginç yüzeyi olan (hatta yokluğu üzerine de epey laf edilen) sol liberalizmi anlamak için, bu tartışma en azından bir fırsata... |
| devamı... |
| Molotov Anlatıyor: Onsuz Eksik Kalacak Yanlı Bir Tarih... |
| E. Zeynep GÜLER |
| "Yolumuzda hayal kırıklıkları, başarısızlıklar olacak, ama yine de emperyalizm bütün dikişlerinden açılmakta." İlk adlarını, asıl adını bilmiyor olabilirsiniz. Ama hele soğuk savaş yıllarında dünya siyasetini izleyenler arasında Viçeslav Mihayloviç Molotov'u, kısaca söylersek Molotov'u bilmeyen, tanımayan yoktu bir zamanlar. Türkiye'de de özel olarak bilinen biriydi, boğazlardan ve doğu'dan toprak talebi meseleleri ile bağlantılı olarak... Daha çok da bütün bir soğuk savaş... |
| devamı... |
| "2008 Kavşağında Türkiye" ve Solda Tartışma Alanları |
| Ayşe BUĞRA |
| Son zamanlarda aklıma sık sık tek parti döneminin sosyalist düşünürü Kerim Sadi'nin "Zavallı Marks, sınıfsız bir toplumda bile ne çok düşmanı var" deyişi geliyor. Sol muhalefet yokluğunun ciddi bir biçimde kendisini hissettirdiği bugünlerde, gene sol dışından solla uğraşmak pek moda, ama kendini Marks düşmanlığı yapmaktan çok sola nasihat etmek şeklinde gösteriyor. Bu nasihatler, solun AKP'nin hangi icraatına ne kadar heyecanla sahip çıkması gerektiğinden, ülkenin Müslüman çoğunluğuyla... |
| devamı... |
| Manifesto, bugün... |
| Semih GÜMÜŞ |
| Marksizmin hayatımızda tuttuğu yerin adamakıllı güçlü bir sarsıntıyla değişmeye yüz tuttuğu 1989'dan sonraki yıllar, aslında çoğunluğun beklemediği bir sonuca yol açarak, toprağın dinlenip verimliliğinin artmasına da neden oldu. Bu son yıllarda Marksizm üstüne yapılan yeni çalışmalar, yayımlanan çeviriler, yayıncıların Marksizm tartışmalarına ilgisi gitgide artmaya başladı. Bir zamanlar dogmaya dönüşmeye yüz tutmuş bir düşünce, kendi içinde değişime uyum gösterme endişelerini de barındıran,... |
| devamı... |
| "Utancın yüzü yanıp durdukça" |
| Ülkü TAMER |
| Kemal Özer'le dostluğumuz yarım yüzyılı ya devirdi ya devirmek üzere. Özellikle 1950'lerin sonlarıyla 1960'larda, a dergisi serüveninde neredeyse hiç ayrılmazdık. Adnan Özyalçıner'le birlikte derginin hamallığını yüklenmiştik. Dizgi, baskı, kağıt bulma, dağıtım bizim sorumluluğumuzdaydı. Basılmış dergileri koltuklarımızın altına sıkıştırır, İstanbul'daki satıcılara tek tek dağıtır, Anadolu'ya gönderilecekleri de paketler, postalardık. Maça giderdik her hafta. Hangi takımın... |
| devamı... |
| Sivas Acısı |
| Necmiye ALPAY |
| Şairler yoksa kızlarla, delikanlılarla birlikte 'sünni' Sırplarca, hem de alkışlanarak yakılmadı mı tarihte? Sivas'ta ve şiirin tarihinde? Gerçekten Sivaslılığı ve İslamlığı da yaralayan ilkel ve barbarca düpedüz bir cinayet işlenmiş olduğunu hiçbir kurnazlık ve laf kapatamaz. Cumhuriyetin en anlamlı bir olayıdır bu. Arkası da gelecek." (Ece Ayhan, "Sivil Denemeler Kara", 2. Baskı, YKY, 2001, s. 8) Şairler, Sivas için sözlerini farklı zamanlarda söylediler. Ece Ayhan yukarıdaki... |
| devamı... |
| Temmuz için yaralı semah |
| Müslim ÇELİK |
| Elime, Kemal Özer'in Yordam'dan çıkan şiir betiğini aldığımda, o ana dek uzaktan duyumsadığım yanık kokularını daha bir algılamaya başladımdı. Bu koku önce 2 Temmuz 93 Sıvası'ndan, sonra da bin yılın ötesinden geliyordu burnuma. 93'te Sıvas, "etleri softa çimdikleriyle oyulan", kırbaçlanan, kolları, bacakları kesilerek asılan, boynu vurulan, sonra yakılarak külleri havada rüzgâra savrulan Hallac-ı Mansur'un dünyasından daha beter yandı, kavruldu. Devrimi güzellemek isteyenlerin... |
| devamı... |
| Sivas, dergiler ve yangın şiirleri |
| Atilla BİRKİYE |
| "Kimse 'ama'lı bir cümle kurarak kendini, Sivas Katliamı'nı temize çıkarmaya çalışmasın! Olacak iş değildi, oldu! Sivas'ı ne Aziz Nesin'in, ne de Arif Sağ'ın kışkırtmaları yaktı, Sivas'ı hepimiz yaktık, çünkü yakan da yakılmayı önlemeyen de bence aynı derecede suçludur, birileri yakarken birileri de ateşe yataklık etmiştir. 'Ama' demeden bilmemiz, kınamamız gereken budur." Metin Altıok Şiir Ödülü'nü alan Haydar Ergülen, konuşmasında bunları söylemiş. Ödül konuşması aynı zamanda... |
| devamı... |

