Blog

Felsefe Toplum Bilimleri ve Tarihçi'yi incelemek için tıklayınız.
Son aylarda çok önemli bir olay gerçekleşti Türkiye’de. Yordam Kitap, Taner Timur’un Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi adlı kitabını yayınladı. Marx’ın dediği gibi,1 insanı tanımlayan temel özellik, dış dünyayı kendi kafasında tasarımlayabilmesidir. Bu tasarımlama düşüncelerle gerçekleşir, hiç kuşkusuz. Bu bakımdan, düşünceler tarihini bilmek, insanı öğrenmenin ilk adımıdır.

Yalıyar'ı incelemek için tıklayınız.
Oblomov ile yalnızca Rusya’da değil, dünya edebiyatında da büyük bir etki yaratan; hem trajikomik bir karakter hem de adıyla özdeşleşmiş evrensel bir insanlık durumu kazandıran Rus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov’un üçlemesinden Yalıyar’ı, Türkçeye kazandıran Nuri Yıldırım ile konuştuk.

Altın Adam'ı incelemek için tıklayınız.
Rus yazarı Aleksandr Herzen'in 'Geçmişim ve Düşüncelerim' adlı eseri aslında dönemin Rusya'sından "insan manzaraları"dır. Bürokraside, dinî hiyerarşide, siyasette, poliste sunduğu siluetler son derece gerçek ve çarpıcıdır. O, hatırat olarak kaleme aldığı edebi eserle döneminin Rus toplumuna bir ayna tutmuştur.

Yordam Kitap ve Yordam Edebiyat olarak, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs'a özel bir kampanya düzenliyoruz.
1-2 Mayıs tarihlerinde, internet sitemiz www.yordamkitap.com’da ve İstanbul Cağaloğlu’daki Yordam Kitap ofisinde geçerli olacak kampanya kapsamında tüm kitaplarımız %50 indirimli.

Ana'yı incelemek için tıklayınız.
Günler birbiri arkasından öyle çabuk geçiyordu ki, Ana, 1 Mayıs’ı düşünecek vakit bulamıyordu. Yalnız geceleri, günün gürültüsü, hayhuyu ve coşkusunun ardından yorgun düşerek yatağa girdikten sonra, yüreği burkulur, şöyle düşünürdü:
“Bir an önce gelse artık şu 1 Mayıs...”

Komünist Ufuk'u incelemek için tıklayınız.
"Kapitalizmin sınırları komünizmin olanakları gerçeklikte tek bir sürecin birbirinden ayrılamaz iki yüzüdür. Günümüzün sorunu, sınırdaki kapitalizme itiraz ve isyanın yokluğu değil, isyanların kapitalizmin sinir ve sınır merkezlerine odaklanamamasıdır. İsyanlar henüz sistemin köktenci reddi, yeni toplumun kurucu ortak düşünce ve eylemini, bilincini yeniden üretme çizgisinde ilerlemiyor."

Yılın son günlerinde, her yıl olduğu gibi, okurlarımıza özel bir kampanya sunuyoruz. Kampanyamız kapsamında 20 Aralık-5 Ocak tarihleri arasında, Yordam Kitap ve Yordam Edebiyat’a ait tüm kitaplar %40, tüm setler %45 indirimli olacak. Seçilmiş elli iki kitabımız ise “Özel İndirim Sepetinde” %70 indirimli.

Gençlerle Baş Başa: Sosyoloji'yi incelemek için tıklayınız.
Yordam Kitap'tan yayımlanan ''Gençlerle Baş Başa'' dizisinin son kitabı Gençlerle Baş Başa: Sosyoloji Ekim ayında Mehmet Devrim Topses imzasıyla çıktı.Materyalist sosyolojinin öncelikli amacının toplumsal yapıya bütünlüklü bir bakış açısıyla yaklaşmak olduğunu vurgulayan Topses, bu kitabında sosyoloji biliminin temellerine eğiliyor.

Osmanlı Feodalizmi ve Sınıf Savaşımları'nı incelemek için tıklayınız.
Siyasetçi ve Çevirmen Alp Altınörs sansüre uğrayan Tveritinova'nın çalışmalarını "Osmanlı Feodalizmi ve Sınıf Savaşımları" adlı bir derlemeyle yıllar sonra yeniden, sansürsüz olarak okurla buluşturdu. Derleme kitabında Tveritinova’nın yaşamına dair de önemli bir kesit sunan Altınörs, yayımlanmış eserlerine dair bir kaynakça da yer veriyor kitapta. Kitap konuya meraklı okurunu bekliyor.

Kitapseverleri bir araya getiren İstanbul Kitap Fuarı, bu yıl 41. kez okurlara kapılarını açıyor. 02-10 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan fuarda Yordam Kitap ve Yordam Edebiyat olarak 7. Salon 770 numaralı stantta yer alacağız.

Altın Adam'ı incelemek için tıklayınız.
Macar edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olan Mor Jokai’ye ait Altın Adam romanı, Türkçede daha önce Ferit Zahir Törümküney ve Sadrettin Karatay’ın çevirileriyle Millî Eğitim Bakanlığı tarafından iki cilt halinde yayımlanmış. İlk cilt 1947 yılında Ankara’da Millî Eğitim Basımevi, ikinci cilt ise 1955’te İstanbul’da Maarif Basımevi etiketiyle basılmış. Ancak bu baskıların devamı gelmeyince roman Türkiye’de unutulup gitmiş.

"Karl Marx, 'İnsanlık, önüne ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar. Çünkü yakından bakıldığında, her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak olan maddi koşulların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar', demişti. Yayına hazırladığımız her kitapta bu sözü hatırda tuttuk: Yordam'ın logo ağacındaki her bir harf, insanlığın önüne koyduğu sorunların çözümünü içinde taşıyan birer tohum.''

Devrim Nasıl Yapılır'ı incelemek için tıklayınız.
Erkin Özalp, 'devrim nasıl yapılır' sorusunu "Hükümetlerin halk tarafından az çok meşru sayılan seçimlerle iş başına geldiği hiçbir ülkede, sol, seçim dışı yollarla iktidara gelemedi. Buna karşılık, seçimle iktidara gelen solcular da yine bugüne kadar, kapitalizmin aşılması hedefi doğrultusunda çok fazla yol alamadılar diye yanıtlıyor.

100 Yıl Sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni incelemek için tıklayınız.
Bir zamanlar birçoğumuzun işittiği, belki şimdilerde bir başkasına sorduğu, cevap verdiği, cevap beklediği bir soru. Bu soruya verilen yanıtlar yaşa, konjonktüre, kültürel ve siyasi ortama göre değişkenlik gösterse de, kimsenin soruyu yanıtsız bıraktığını düşünmüyorum. Peki, bugün 100 yaşını aşan Cumhuriyet'e 1923'ten bu soru sorulsaydı nasıl bir cevap alırdık?

Tırmanan Faşizmin Kitle Psikolojisi'ni incelemek için tıklayınız.
Neil Faulkner, Tırmanan Faşizmin Kitle Psikolojisi kitabına, ‘faşist bir irrasyonalizm dalgasının tehdidiyle karşı karşıya kalmış bir dünyada yaşadığımız tespiti ile başlıyor. Üzerinde uzlaşılması için alim olmaya gerek olmayan bu savını beş temel faşizm tanımı yaparak çerçevelendiriyor. Bunlardan ilkinde faşizmi, ilerici hareketlere ve radikal değişime karşı aktif bir siyasi güç yaratmak için milliyetçilik, ırkçılık, kadın düşmanlığı, homofobi, otoriterlik ve militerlik üzerine oluşturulan gerici fikirler bulamacının topluma boca edilmesi olarak tanımlıyor.

Geçmişim ve Düşüncelerim'i incelemek için tıklayınız.
Nuri Yıldırım ile biz Mülkiye'de 1977 sonundan 1983 ortalarına kadar Ekonometri Kürsüsü'nde birlikte görev yaptık. Sonra üniversitelerde yapılan operasyonun bir parçası olarak kürsü hocalarımız Tuncer Bulutay ve Yılmaz Akyüz'ün görevlerine 1402 sayılı yasa ile son verildi, kürsümüz kapatıldı ve darmadağın olduk. Ama kürsüdaşlığımız, arkadaşlığımız güçlenerek sürdü, haliyle Nuri Hoca ile yakın arkadaşlığımız devam ediyor.

Yazarın kitaplarını incelemek için tıklayınız.
Sevgili Neil Faulkner, RAMPAS arkeoloji dergisi için yaptığımız bu söyleşiyi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bugün burada olmanız ve ilginç bulduğum bazı konular üzerine sizinle konuşabilmek gerçekten büyük bir keyif. Kanımca bir tarihçi olarak sizinle söyleşi yaparken değinmemiz gereken en önemli yanınız siyasi bir aktivist olarak rolünüz; zira bildiğim kadarıyla bu akademik dünyada pek de alışılageldik bir durum değil.

Gençlerle Baş Başa: Yapay Zeka'yı incelemek için tıklayınız.
Endüstri Mühendisi Erkin Özalp’in kaleme aldığı kitap, her yaştan okurun çok rahatlıkla anlayacağı, sade ve anlaşılır bir dille ele alınmış. Yapay zekâ neden çok yaygın bir şekilde tartışılmaya başladı?, İnsanların yaptığı her şeyi makinelere yaptırmak mümkün mü?, Dünyamızı robotlar mı ele geçirecek?, Robotlarla insanlar arasındaki ilişki nasıl olacak? Bu ve buna benzer onlarca soruya yanıt veren Özalp, kelimenin tam anlamıyla bize kılavuzluk yapıyor.

Nuri Yıldırım'ın diğer çevirilerini görmek için tıklayınız.
Orijinal metne sadakat benim temel ilkemdir. Çevirmenin görevi, önce o cümlede yazarın söylemeyi amaçladığı şeyi tam olarak anlamak, sonra da onu eksiksiz olarak Türkçeye aktarmaktır. Çevirilerdeki muğlak, lastikli cümleler genellikle çevirmenin orijinal metni tam olarak anlamamış olduğunun bir işaretidir. Bu durum daha çok hızlı çeviride ortaya çıkar. Klasik eser çevirisi, tıpkı antika saat tamirciliği, kıymetli taş işçiliği gibi asla aceleye gelmez, aksi halde hata kaçınılmaz olur.

Aşk ve Kapital'i incelemek için tıklayınız.
Aşktan her zamankinden daha çok konuşulduğu bir günde, meseleyi "[...] Eğer karşılığında aşkı gönüle düşürmeden aşık olmuşsanız -eğer aşık biri olarak canlı dışavurumunuzla kendinizi aşık olunan biri kılamamışsanız, o zaman aşkınız beyhudedir, bedbahtlıktan başka bir şey değildir" diye özetleyen Karl Marx'ın konunun dışında kalması ne mümkün.